* Dr. Engin Şenel'e ileti göndermek için tıklayın *

Engin Şenel'in 2.kitabı!

Engin Şenel'in Mizah Kitabını Almak İçin Tıklayın

TeleDermatoloji.com

Çevrimiçi Dermatoloji Eğitimi teledermatoloji.com

Mantartika.com!

İletişim

Dr. Engin Şenel'e görüş, yorum ve düşüncelerinizi iletmek için: enginsenel@enginsenel.com adresine e-posta yollayabilirsiniz.

Son yönlendirenler

En Çok Kullanılan Tarayıcılar

En Çok kullanılan İşletim Sistemleri

Çevrimiçi Ziyaretçiler

Sinemada Bu Hafta

Son Yorumlar

Öneri

Pardus... Özgürlük İçin...

 

Şubat 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728

derKi'de yazarım...

derkibanner

enKi’li dergi derKi’de yazar oldum. Hasan ‘Sonsuz’ Çeliktaş’ın 36 sayıdır elektronik ortamda genel yayın yönetmenliğini yaptığı derKi bu linkte.

Bu ayki yazımın adı Örümcek Baba, linki de bu.

Nicolau Syndrome - A Review of the Literature

logoNicolau sendromu vaka raporu ve editorial commentary’nin ardından Clinical Medicine Insight: Dermatology dergisinde yazdığım Nicolau Syndrome: A Review of the Literature adlı review yayımlandı. İsteyen bu linkten okuyabilir. Dergi open access’tir yani ücret ödemeden makaleleri okuyabilirsiniz.

Kaynak göstermek için:

Senel E. Nicolau Syndrome: A Review of the Literature. Clinical Medicine Insights: Dermatology; 2010:1.

Samsun Sahra Sıhhiye Okulu'nun Ardından

Samsun Sahra Sıhhiye Okulu’nda bir aylık acemilik dönemini başarıyla atlattık. 331. dönem asteğmen adaylarından olup asteğmen ünvanı alarak bu dönemi takdirnamemizle tamamlamamızın ardından herkese bir an önce acemiliğini tamamlamasını salık veriyoruz.

021-1

Gidin yapın acemiliğinizi, 30-40 yaşından sonra şınav çekip yerlerde sürünmek zor geliyor ve komik oluyor. Yanımızdan 19-20 yaşındaki erler hoplaya zıplaya geçerken biz doktor bölüğü içtimada soğuktan donmuş ve kımıldayamaz durumda hamlamış ve kaslarımızdaki laktik asitleri hiç uğurlamayacak şekilde içselleştirmiş olarak onlara bakakalıyoruz. Tabi bu benim gibi dinç ve dinamik bünyeler için geçerli değil :).

Bu arada konuyla alakalı değil ama vaktim yok ayrıntılı yazmaya, sinemaya gitmek için vaktiniz varsa Cinebonus’ta Real D 3D olarak Avatar’ı izleyin. Sinemadan çıkışta yaşadığınız dünyayı birkaç saat yadırgayacaksınız, etraftaki cisimler size bulanık bile gözükebilecektir ama gerçek bir görsel şölen yaşayacaksınız beyaz perdede. Bu arada bu şahane filmi 3 boyutlu izlemeyecekseniz hiç izlemeyin.

Nicolau Syndrome - Editorial Commentary

jcasJournal of Cutaneous and Aesthetic surgery (JCAS)‘nin son sayısında Nicolau sendromu ile ilgili bir editöriyal yorumum var, çok isteyen okuyabilir. Bu yazının linki aşağıda, tıklayın yeter. Hindistan’dan yayımlanan, değerli insan Venkataram Mysore’nin editörü olduğu bu dergiyi takip etmekte dermatologlar açısından fayda var.

Senel E, Sahin C. Editorial Commentary. J Cutan Aesthet Surg 2009;2:95-6

In the army now

Tabii ki “O şimdi asker, canı neler ister…” gibi veciz sözler etmeyeceğim.

Beni sevenler için Status Quo’dan geliyor: In the army now

Anlayana sivrisinek saz…

Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü

xasiorkXasiork, tarafımdan geç keşfedilmiş, fantazi, bilimkurgu, polisiye ve korku türlerinde eserler içeren ve ülkemizde ihmal edilen bu tarzlarda yazan yazarları bünyesinde barındıran bir oluşum.

Xasiork.biz sitesinde… Mutlaka girip, incelemek ve üye olmak gerekli…

Aşağıdaki paragraf, siteden alıntılanmıştır.

Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü bir edebiyat oluşumudur. Faaliyetlerinin odak noktası “edebiyat”tır. Sanal ve gerçek dünyada yazar ve yazar adaylarının bir araya gelmesini sağlayarak, geçmişte çok örneği görüldüğü gibi edebiyat alanında iyi atılımlar yapılmasını sağlamaktır. Türkiye’de fantazi, bilimkurgu, polisiye, gerilim, korku gibi türlerin gelişimini amaç edinmiş, kendi hayal gücümüzün farkına varabilmek, bu türlerde hem ülkemizde hem yurtdışında söz sahibi olabilecek bir edebiyat oluşturmak için mücadele etmiştir…

A H1N1 (Domuz Gribi) ve Geçmişteki Grip Salgınları

h1n1Türkiye ve dünyada A/H1N1 (Domuz gribi) virüsünün neden olduğu grip salgınının endişesi sürerken, adjuvanlı aşı ile fikirler havada uçuşurken size bu sürekli değişim uğrayan influenza virüsünün dünya çapında neden olduğu salgınlardan biraz bahsedeyim istedim.

Pandemi” kelimesinin kökeni yunanca “pan” (bütün, tüm) ve “demos” (insanlar, toplum) kelimelerinden gelmektedir. Kelimenin açılımından bütün insanları etkileyebilecek bir durumu ifade etmekte olduğu anlaşılmakta. Pandemi, bir bulaşıcı hastalığın bir kıta hatta dünya çapında büyük bir bölgedeki insan topluluklarını etkilemesi anlamına gelmektedir.[1] İnsanlık tarihinde çiçek virüsünün ve tüberküloz hastalığının yarattığı pandemiler mevcuttur. Şu anda ülkemizde artık 40’lı 50’li yaşların üzerindekilerde görebileceğimiz devasa büyüklükte skarı (izi) mevcut olan aşı, çiçek (variola) aşısıdır. Çiçek hastalığı dünyadan silinmiştir ancak maalesef bazı laboratuarlarda biyolojik silah olarak tutulduğu söylenmektedir.[2]

Gelelim konumuz olan grip yani influenza virüsünün dünyamıza yaptığı kalleşliklere… Virüs, 20. Yüzyılda dünyamızı üç kez vurmuştur.[3] Bunlardan en fazla kaybın yaşandığı 1918 pandemisidir. Amerika Birleşik Devletleri’nde başlayan pandemi, en çok İspanya’da ölümlere neden olduğu için “İspanyol gribi” adını almıştır. Bu salgında maalesef değişik kaynaklara göre 20 ile 50 milyon arasında insan hayatını kaybetmiştir. Bu ölümlerde o dönemde dünyanın bir dünya savaşından yeni çıkmış olması ve tıpta virüs kavramının bile yeni yeni anlaşılıyor olmasının payı büyüktür.

Değişime uğrayan virüs, dünyayı 1957 yılında “Asya gribi” adıyla ikinci kez vurmuştur. Çin’de ortaya çıkan, çocukları ve yaşlıları vuran hastalık, dünyada iki milyon kişinin ölümüne neden olmuştur. Üçüncü ve 20. yüzyılın son pandemisi ise 1968’te Hong Kong’da ortaya çıkmış ve daha çok yaşlılar olmak üzere dünya çapında bir milyon insanın ölümüne yol açmıştır.

H1N1 yani domuz gribi, 21. yüzyılın ilk pandemisi olarak adlandırılmıştır. Ne büyüklükte bir bölgeye yayılacağı ve ne kadar insanı etkileyeceği henüz bilinmemektedir. Önemli olan bizim gerekli önlemleri kendimiz ve ailemiz için almaya çalışmamız olacaktır. Basit gördüğümüz ve savsakladığımız el yıkamayı daha sıklaştırarak ve özen göstererek alışanlık haline getirmek, hastaları en kısa sürede hastalıkları geçene kadar toplumdan izole etmek yapabileceğimiz basit ama karmaşık yöntemlerle bile ulaşılamayacak düzeyde etkili önlemler olacaktır.

KAYNAKLAR


[1] “Pandemic - Wikipedia, the free encyclopedia,” http://en.wikipedia.org/wiki/Pandemia

[2] “Smallpox- Biological Weapons,” http://www.globalsecurity.org/wmd/intro/bio_smallpox.htm

[3] “World flu pandemics: a timeline - Telegraph,” http://www.telegraph.co.uk/health/swine-flu/5509060/World-flu-pandemics-a-timeline.html

Consume Obey Die

okan-b-ile-hayko-cAllah’tan Okan Bayülgen Disko Kralı’nı Disko - Medya - Muhabbet Kralı diye üçe böldü de izleyecek doğru dürüst bir şeyler bulabilir olduk televizyonda. Jay Leno ve kıtipiyoz Conan O’Brien izlemekten kurtulduk (Yalan, hala sevmeye sevmeye izliyorum).

Program -daha doğrusu programlar- yıllar sonra izlenebilecek kıvama geldi, geldi de bu pek bir mülayim Bayülgen her an canavara dönüşecek gibi bir beklenti içindeyiz. Ne oldu da yıllardır izlediğimiz, seyircileri bir zamanlar ”fışlatan”, yüzlerine telefon kapatan ve sigara elinden düşmeyen Bayülgen bu olumla hale geldi?

Kanal D ya da Türkiye’deki herhangi bir kanal bu kadar sebat etmez eminim ama ben yine de bundan 10-15 yıl sonra saçlarına, sakalına ak düşmüş Bayülgen’i çocuklarımla haftanın her gecesi izlemeyi isterim. Bizim neyimiz eksik de elin Amerikalısı 30 yıl aynı talk showcuyu izlerken biz Orhan Boran’ı, Cem Özer ve benzerlerini kaybediyoruz? Tıpkı NBC’nin The Tonight Show’u gibi bir stabil program olsun, izlesek de izlemesek de dursun bir köşede; sıkılınca prime time denen gudik zamanın popülist programlarından tekrar ona dönebilelim.

Bu arada Consume Obey Die jenerik müziği sözlüklerde beğenilmemiş. Bence fevkaladenin fevkinde olan bu müziği, Makina Ekibi’nin sitesi olan www.kingodisco.com’dan indirdim ve kendisinin müptelası oldum diyebilirim. Hayko Cepkin gayet güzel söylemiş. Girin siteye, şarkıyı indirin, dinleyin. En azından bu şarkının mp3′ünü indirmek yasal.

Bayülgen gibi jenerik müziği için bile uğraşan, kaliteli program yapan  üç-beş adam olsa da dizi manyağı olup debelenen korneamızın, sinapslarımızın pası silinse. Dizi izleye izleye ne olacak bu memleketin hali, bakalım hayırlısı…

Yazar Aranmıyor!

hayat-kedidedir

Arkadaşlar bu siteye yazar aranmıyor!

Bu site benim ağ güncem ya da bloğum veya her nedersenizim. Dolayısıyla burası benim at koşturduğum, çok da gerekli olmayan ama olmaması için de sebep olmayan bir yer. Bu vesileyle e-posta ile soran arkadaşlara daha önce verdiğim bu bilgiyi sormayı düşünenlere peşin peşin vereyim de borçlu kalmayayım. Yazar olmak isteyenlere www.mantartika.com adındaki şu sıralar vakit bulup da yazamadığımız ortamı öneririm.

Ortanca Dergisi'nden Şiir Mansiyon Ödülü

belgekucukOrtanca Sanat ve Edebiyat Dergisi’nin şiir yarışmasında mansiyon ödülüne layık görülmüşüm.

Giresun’da yapılan ödül töreni ve etkinliklere katılamadım. Ödül plaketi ve belge bana teslim edildi. Ortanca Dergisi’ne ve jüri üyelerine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ödül alan şiiri telif hakkına saygımdan dolayı burada yayımlamıyorum. Bu arada bu tür güzel organizasyonları ve yarışmaları düzenli ve sürekli olarak duyuran bir sanat veya edebiyat sitesinin halen var olmayışının nedenini anlayabilmiş değilim.

Kısıtlı olan vaktimizde duyabildiğimiz az sayıda organizasyona ve yarışmaya katılabiliyoruz. plaketkucukSize iki edebiyat sitesi önerebilirim ancak bunlar da ne yazık ki tam anlamıyla yeterli gözükmüyorlar: www.sanatkop.com ve  www.edebiyatdefteri.com. Eğer sizin bildiğiniz herhangi bir kaliteli sanat veya edebiyat sitesi varsa burada reklamını yapmaktan mutluluk duyarım.

Sanat, edebiyat, kültür, yeni yayın, tıbbi herhangi duyurunuz varsa ve bunların geniş bir kesimi ilgilendireceğini düşünüyor iseniz yine bu sitenin kapıları size açık olacaktır.

Bir Akademisyenin ÜDS Rehberi!

udsBaşlık size “Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi” filmini hatırlatabilir zaten oradan aşırdım ama şunu belirteyim ki o filmi hiç sevmem.

Biz de her akademik insanın geçmesi gereken merhalelerden geçmek mecburiyetinde olduğumuz için ÜDS (Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavı)’ ye girdik. Farkındaysanız, “ÜDS Sınavı” demedim aynen “ÖSS Sınavı” gibi gudik bir tabir olmayacağı gibi bu yazım da yanlıştır zira sınavın sınavı olmaz. Hayatımı sınavlarda tüketen biri olarak sınavlara bu hakareti ettirmem :) ve “sınavı sınavı” yazdırmam, dedirtmem.

Bu yazım ve söyleyiş yanlışından daha doğrusu Türkçeyi yanlış kullanma örneğinden haraketle başka bir konudan bahsetmek istiyorum ama önce ÜDS konusunu bitirelim.

Buz gibi bir okul dersliğinde sınava girmiş olduğum için pek de mutlu değilim, itiraf edeyim. İşte size bazı sınav önerileri:

Sınavlara giderken mutlaka yanınızda bir palto, kazak vb. olsun. Ne zaman nerede donacağınız belli olmuyor. Dışarısı çöl sıcağından kavrulurken nedense okul derslikleri bazen soğuk olabiliyor!

Sınav salonu gözetmenleri! Allah aşkına gereksiz muhabbetlere girmeye çalışmayın. Biliyorum sabah sabah evinizden, sıcak yatağınızdan kalkıp geldiniz ama benim gibi artık sınavlardan bıkmış bir bünye de sizin gibi sabah sıcak yatağından kalkmış ve neredeyse 6 yıl sonra tekrar kurşun kalem ve silgi ile tanışmış durumda. Ben muhabbet edeceğiniz son kişi olabilirim. Gülümsemem tamamen nezaketim gereğidir yoksa sohbete katılma isteğim zerre kadar yoktur. Üç saat sınav sorularını cevaplayıp sonrasında İngilizceyi tamamen unutmak istiyorum.

Sınava giren arkadaşlar; lütfen evde sümüğünüzü silin de gelin. Tamam anlıyorum ben de lisedeyken sınavlarda bazen heyecanlanırdım ve benim de burnum akardı ama artık 30′lu yaşlara adım atmanın arefesindeyiz. Rica ederim sizin sümüğünüzün hışırdaması soru çözerken bizi fevkalade rahatsız etmekte. Burnunuzu iyice silin ve sonra sınav salonuna girin.

Sınavlarda artık tuvalete gitme hakkı verildiğini yeni öğrendim. Benim gibi ÖSS’de çişinin gelmesinden korkan ve bu önemli mevzuyu kitabında (bkz. Gelecek Yılın ÖSS Soruları) ayrı bir bölüm açarak detaylı anlatan bir birey bundan gerçekten mesut oldu. Her ne kadar üç saatlik sınav süremde bunu kullanma ihtiyacı hissetmesemde o soğuk sınav salonunda dakika başı çiş için kalkan insanlar adına sevindim.

ÜDS, içinde çok gereksiz sorular ve uzun paragraflar bulunan bir sınav. Bu sınavın neyi ölçmeye çalıştığını ben anlayamıyorum açıkçası. Eğer İngilizce düzeyimizi belirleyecekse, kendisi gayet gereksiz zira bizim tıp camiası olarak bütün kaynaklarımız ne yazık ki zaten İngilizce. Eğer bir makale yazma ya da araştırma yapma gereksiniminiz var ise İngilizce bilmek zorundasınız. Yurtdışında kursa veya kongreye katılacak bir de üstüne üstlük sunum yapacaksanız zaten İngilizce konuşmaya mecbursunuz. Her ne kadar kalbimiz Türkçemizin bilim dili olması için çarpsa da şu an için maalesef elimizden bir şey gelmemekte.

ÜDS için size iki çevrimiçi (online) kaynak öneriyorum: www.bademci.com ve www.remzihoca.com özellikle birincide gerçekten güzel hazırlanmış dilbilgisi (grammar) ve kelime (vocabulary) çalışma dosyaları var. Ayrıca geçmiş yıllarda çıkan sorular da konmuş. Hem de ücretsiz. Vakit bulup hepsine bakamadım ama bunun gibi siteleri hazırlayanları tebrik ediyor ve destekliyorum. Israrla savunuyorum; bilginin, ilimin yayılmasının tek yolu ücretsiz olmasıdır.

Şimdi sıra geldi başka bir Türkçeyi yanlış kullanım örneğine:

muratbardakciBenim de maalesef yeni öğrendiğim sık yapılan yanlışımız, Murat Bardakçı’nın HaberTürk’te yayımlanan “Tarihin Arka Odası” adlı uzun süren ama yararlı bilgiler edindiğimiz programının son bölümünde (03.10.2009) dile getirildi.

Efendim; yıllardır bildiğimiz “çaydanlık” kelimesi aslında yanlışmış. Doğrusu “çaydan” olmalıymış. -dan eki Farsça zaten “-lık” ekinin kattığı anlamı katıyormuş ve “çaydan” kelimesi zaten “çaylık” anlamı taşıyormuş. Yani “çaydanlık”, aslında “çaylıklık” demek ve yanlış. Mum demek olan “şam” kelimesinden “şamdan”ın türemesi gibi “çaydan” kelimesi de türemiş ve doğru kelime de buymuş.

Öğrenmiş olduk.

Aynı şekilde “hanedanlık” da yanlış kullanım. Haberiniz olsun.

Uzmanlık Tarihi - 10.09.2009

1Artık Dermatoloji Anabilim dalının ismi değişti. Bu nedenle, Dermatoloji uzmanlığının adı Deri ve Zührevi Hastalıkları uzmanlığı olarak yeniden belirlenmiş oldu. Böylelikle, bendeniz artık Deri ve Zührevi Hastalıkları uzmanı olmuş bulunmaktayım. Bildiririm. Öyle uzmanlık yemeği fotoğraflarını da Facebook vb. sitelere koymamı beklemeyiniz. Zira kendi sitem varken ne diye başkalarına muhtaç olayım :) Biz bu siteyi bu günler için açtık. Ezcümle, şu anda hayırlı olsun dediğinizi umuyor, diğer araştırma görevlisi arkadaşlara da “Allah kurtarsın” diyoruz.

EADV Dermatopathology Course 2009 - EADV Dermatopatoloji Kursu 2009, Ghent, Gent, Belçika, Belgium

gentte-grafitti-sokagi1

Belçika’nın Ghent ya da Gent ilinde 05-10 Temmuz 2009 tarihler inde EADV (Avrupa Dermatoloji ve Veneroloji Derneği) tarafından düzenlenen dermatopatoloji kursuna katıldık.

Bu yazıdaki resimlerin üzerine tıklayarak onları büyük boyutlarda görüntüleyebilirsiniz.

Maalesef, vaktimin kısıtlı olması nedeniyle çok fazla bilgi olamayacaktır bu yazıda ancak, yine de okumanız samimiyetle tavsiye edilir.

dsc03569Belçika 3 büyük yönetim(hükümet)den oluşuyor: Flaman Bölgesi, Valonya ve Brüksel. Aslında siyasi fedaralitede 10 eyalete sahipler.

 

Belçika’nın büyük şehirleri (Bu kısım wikipedia’dan alınmıştır) :

- Brüksel (Brüksel Bölgesi)(1.006.749)

- Anvers (Anvers Eyaletinin başkenti) (457.749)

- Gent (Doğu Flandre Eyaletinin başkenti) (230.951)

- Charleroi (Hainaut Eyaletinde bir kent)(201.373)

- Liège (Liège Eyaletinin başkenti) (185.574)

- Brüj (Batı Flandre Eyaletinin başkenti) (117.351)

dsc03784Kuzeyde Flamanca, güneyde Fransızca, başkent Brüksel’de ise Fransızca, İngilizce ve Flamanca konuşuluyor.

Toplam nüfusun % 60′ının ana dili Flamanca, % 39′unun Fransızca ve yalnızca %1′inin Almanca.

 

Ghent’e giderseniz, halkın pek de İngilizce’ye aşina olmadığını görürsünüz. Bir şey sorduğunuz vakit size gerçekten yardım etmek isteyen hatta Flamanca “çırpınan” yardımsever insanlar görüyorsunuz ama Flamancanız yoksa doğal olarak onları anlayamıyorsunuz.

 Ghent, oldukça sessiz, sakin, çünkü tenha ama fevkalade turistik ve tarihi bir şehir. Aslında bizim anladığımız gibi ucu bucağı olmayan iller değil Belçika şehirleri. Zaten Belçika’nın topu topu 34 bin km kare yüz ölçümü var. On milyon nüfuslu bu ülkede kişi başı GSMH ise 31,500 dolar.

Ghent’teki binaların bir kısmının yüzyılları bulan yapım aşamaları varmış. Bazıları yeterli para bulunmadığından on yıllar hatta yüz yıllar sonra tamamlanabilmiş.

Oldukça yağmur alan yemyeşil ormanların, tarlaların ve parklarındsc03392 bulunduğu ülkede paganist kültüre o kadar sahip çıkılmış ki, zamanında bu bölgeye gelip hıristiyanlığı yaymak isteyen misyoner rahipler kanallara atılarak  öldürülmüş.

İlk gün 28-29 dereceyi bulan hava sıcaklığı ilerleyen günlerde 19-20 dereceye düştü. Yağmurun bir yağıp bir durduğu hava ise bizi pek de bunaltmadan gün içinde değişimler gösterdi.

dsc03432 Lokantalarda turistlerin bedava alabileceği haritalarla şehrin tarihi merkezini rahatlıkla dolaşabiliyorsunuz. Bütün tarihi binalar bu haritalarda işaretlenmiş ve anlatılmış.

 

 

Ghent şehir merkezinde tarihi alışveriş merkezi, kale, saat kulesi ve kiliseler mevcut.

Kanallarda bot gezileri yapılabiliyor.

 dsc03436 

Şehri 1 euro ile kısa bir süreliğine  dürbünden izleyebilirsiniz. İzlemeseniz de olur paranız cebinize kalsın pek de bir özelliği olmayan basit dürbün.

 

 

 dsc03490Kanallardaki su çok da temiz değil hatta arada koku da gelmiyor değil.

 

 

Oldukça tenha bir tarihi alanda dolaşmak insana huzur veriyor.

 

 

Aşağıdaki Ghent ve Brugge fotoğraflarından istediğiniz şiddet uygulayarak görüntülenmesini sağlayabilirsiniz.  

Sabahları ders, öğleden sonraları patoloji örnekleri, akşam ise gezi ile geçen günlerin ardından, Belçika’nın Gent, Brüksel ve incecik dantelleri ile ünlü Brugge şehrini fırsatınız olursa gezmenizi şiddetle tavsiye ediyor ve bu yazıyı çok da uzatmadan mecburen noktalıyorum.

 

   Kısa notlar:

- Belçika’da otobüs/tramvay duraklarında saat listeleri mevcut. Bütün otobüsler daima zamanında geliyor! Yazan zamandan dakika bile sapma olmuyor!

- Atıştırmalık olarak sadece patates kızartması yeniyor.

- Waterzooi ve Scampi yenebilecek yemeklerden.

- Her ne kadar özel dense de asla ve asla Waffle yemeyin. Berbat yapıyorlar.

Engin Şenel’in ikinci kitabı çıktı!

birazdakapakBiraz da Aşka Zaman Ayır, Engin Şenel’in ikinci kitabı. Yazar, ilk kitabı bir mizah kitabıyken bu sefer çok farklı bir tarzda karşımıza çıkıyor. Bu eser, herkes okusun diye yayımlanmış bir kitap da değil. Ona göre şiir, bir insanın duygularını yansıttığı anlık bir yoğunluk yansıması olduğundan, bir şiirin herkes tarafından anlaşılması, paylaşılması da beklenmemelidir. Beğenen bu kitabı okur, beğenmeyen ise beğenmesi umulan birine hediye eder. Kitaplar raf doldurma aracı değildir. Bu nedenle bir kitabı olabildiğince çok kişiyle paylaşınız. Yazarın www.enginsenel.com  ya da www.doktorengin.com sitesinden güncel bilgilerine, eserlerine eğer üşenmeyip koymuşsa ulaşılabilir. (Kitap arka kapağı yazısı)

Who’s Who in Medicine & Healthcare

hc_banner

hc07_book

 

Dr. Engin Şenel’in biyografisi Marquis Who’s Who in Medicine & Healthcare’in 7. baskısında (2009-2010) yayımlandı.

Biography of Engin Senel, MD has been published in the 7th edition of Marquis Who’s Who in Medicine & Healthcare (2009-2010). 

 

Sayfa 1 of 212»